Bilgi

Alzheimer Kimlerde görülüyor? Tanı nasıl konuyor?

Paylaş
 

Alzheimer Yaşlılığın Kaderi mi?

Alzheimer; hafıza, konuşma, yön bulma, insanları tanıma, problem çözme gibi çeşitli zihinsel işlevlerin zamanla zayıfladığı, günlük işleri yerine getirme yeteneğimi azaldığı ve davranış bozukluklarının görülebildiği ilerleyici bir beyin hastalığı olarak nitelendiriliyor ve ilerleyen bir unutkanllğın ön planda olduğu “bunama” olarak adlandırılan hastalık tablosunun en sık nedenini oluşturuyor.

Kimlerde görülüyor?

Alzheimer hastalığı, genel olarak ileri yaşlarda ortaya çıkıyor. Alzheimer tanısı konan hastaların çoğunluğu 65 yaşın üzerinde olmakla beraber, 40 – 50’li yaşlarda da görülebiliyor. Bu nedenle “sadece yaşlıların hastalığıdır” diye düşünmemek gerekiyor. Bu hastalık. 65 yaşın üzerindeki her 10 – 20 kişiden birinde. 65 yaşın üzerinde ise hemen hemen her 3 kişiden birinde ortaya çıkıyor. Ülkemizde henüz yeterli araştırma yapılmasa da yaklaşık 200 bin Alzheimer hastasının bulunduğu tahmin ediliyor. Yapılan araştırmalar, birinci derece akrabalarında Alzheimer hastası bulunanlarda ve bilinç kaybına yol açmış ciddi kafa travması geçirenlerde bu hastalığa yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Alzheimer hastalığının kadınlarda görülme oranı erkeklerden biraz daha yüksek. Buna neden olarak, kadınların daha uzun yaşadıkları gösteriliyor.

Nedeni henüz bulunamadı

Bu hastalık, tümüyle beyni ve onun çeşitli işlevlerini ilgilendiriyor. Bu nedenle gerek düşünce ve duygularda, gerekse davranış ve kişilikte çeşitli bozukluklar ortaya çıkabiliyor. Beyin hücreleri arasındaki bilgi alışverişini sağlayan bazı kimyasal haberciler bulunuyor. Bunlardan biri olan asetilkolin, bilim adamlarına göre hatırlama yeteneğimizde önemli rol oynuyor. Alzheimer hastalarının beyninde, henüz tam olarak anlaşılamayan nedenlerle, diğer bazı maddelerle birlikte asetilkolin miktarının azaldığı, dolayısıyla da hücreler arası iletişimin bozulması sonucu bellek sorunlarının ortaya çıktığı düşünülüyor.

Tanı nasıl konuyor?

Alzheimer hastalığının tanısı iki basamakla konulabiliyor. Bu hastalık çoğu kez sinsi başlayıp yavaş bir ilerleme göstermekle birlikte, erken evrelerden başlayarak bazı belirtiler veriyor. İlk basamakta hastanın detaylı öyküsü alınıp, bunamanın var olup olmadığı, zihinsel işlevlerin durumu ve günlük işlerin yerine getirilebilme yeteneği araştırılıyor. Bunlar arasında; yemek yeme, yıkanma, giyinme, alışveriş yapma, yemek pişirme ve telefonu kullanma gibi işler sayılabiliyor. Ayrıca, nöro – psikolojik testler uygulanarak, bellek, dikkat, görsel, planlama ve dil işlevleri ölçülüyor. Tüm bunların yanı sıra. bilgisayarlı tomografi, MK ve laboratuvar testleriyle bunamaya neden olabilecek tiroit hormon bozukluğu, B12 vitamin eksikliği ve beyin içindeki tümörler gibi başka faktörler araştırılıyor. Eğer ilk aşamada bunama hastalığı saptanmışsa ve yapılan incelemeler bunama hastalığına sebep olabilecek başka bir neden gösteremiyorsa, Alzheimer teşhisi konuluyor.

Erken tanı yaşam kalitesini yükseltiyor

Bu hastalık, yıllar içinde sinsice ilerliyor ve ileri evresinde hasta tümüyle bağımlı hale geliyor. Ve hem hasta hem de ona bakan yakınları için ağır bir yük oluşturuyor. Bu nedenle belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden hekim tarafından muayene edilmesi ve Alzheimer hastalığı yönünden incelenmesi çok önem taşıyor. Hastalığın erken dönemlerinde tanı konulması, hem mevcut tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesi hem de pratik bazı çözümlerle hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesinin yüksek tutulabilmesini sağlıyor. Çünkü, Alzheimer hastalığında ailenin bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi, ortaya çıkabilecek sorunlara anında müdahale edilmesi açısından son derece önem taşıyor.

Hastalık nasıl ilerliyor?

Alzheimer hastalığı genellikle 5 – 10 yıl içinde hastanın zihinsel ve bedensel açıdan tamamen bağımlı hale geldiği ağır bir hastalık tablosu yaratabiliyor. Hastalık pratik olarak 3 evreye ayrılıyor.

1. Evre: Belirtiler genellikle fark edilebilir düzeyde değildir. Başlangıçta, bir hastalığı düşündürecek belirgin değişiklikler görülmeyebiliyor. Hastada, öncelikle yakın zamana ait bilgileri hatırlamada güçlük doğuyor. Sıklıkla günü, ayı ve yılı hatırlayamıyor. İyi bildiği mekanları ve yolları tanımamaya başlıyor ve kaybolabiliyor. Karar vermede güçlük çekebiliyor ve kelimeleri bulmakla ya da bazı şeyleri ifade etmekte zorlanabiliyor. İşinde verimliliği ve konsantrasyonu düşmeye, sevdiği uğraşlarına eskisi kadar ilgi duymamaya başlayabiliyor. Tüm bunların farkına vararak, zaman zaman sinirli, çekingen veya sıkıntılı bir ruh haline girebiliyor. Oysa yakınları, bütün bu unutkanlıkların ve ruh halinin, yaşlılıkta doğal olabileceği yanılgısına sıkça düşüyor ve bunları kendi gündelik unutkanlıklarına benzetiyor.

2. Evre: Belirtiler artıyor ve normal günlük yaşamı artık olumsuz şekilde etkilemeye başlıyor. Bellek kaybı artıyor ve hasta yakınlarının isimlerini bile unutur hale geliyor. Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerini kendi başına yapamaz oluyor, parayı kullanmada güçlük çekiyor ve konuşması iyice bozuluyor. Bazen hayaller görmeye, yanlış inançlara kapılmaya başlayabiliyor.

3. Evre: Hasta artık tümüyle bağımlı hale geliyor. Zihinsel bozuklukların yanında bedensel sorunlar da baş gösteriyor. Kendi kendine yemek yiyemez, yürüyemez, hatta idrarını ve dışkısını bile kontrol edemez duruma geliyor. Artık ailesini bile tanıyamıyor ve belirgin davranış bozuklukları gösteriyor ya da tamamen içine kapanıyor.

 

Hastalığın tedavisi mümkün mü?

Alzheimer hastalığına yol açan nedenler henüz kesin olarak bilinmemekle birlikle, tıp alanında her gecen gün bilgi ve deneyimler artıyor. Son yıllarda geliştirilen bazı yeni ilaçlarla hastalığın belirtilerini kısmen gidermek mümkün olabiliyor. Erken ve orta dereceli Alzheimer hastalığının tedavisinde, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ortaya cıkan bunama durumunu geriye döndürmek amacıyla tüm dünyada yoğun bir çaba sürdürülüyor. Ancak günümüzde hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ortaya çıkan unutkanlığı tamamen düzelten bir tedavi yöntemi yok. Bu nedenle hastanın uygun bir biçimde bakımının sağlanması son derece önem taşıyor. Hastalığa eşlik eden ve hem hastanın yaşamını, hem da bakımım üstlenenlerin işlerini güçleştiren; depresyon, aşırı sinirlilik, hayaller, kaygı ve hezeyanlar ilaçlarla kontrol edilebiliyor. Böylelikle hastaların yaşam kalitesi artabiliyor ve hasta yakınlarının üzerindeki yük hafifleyebiliyor.

Bu yazı 573 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

REKLAMLAR
REKLAM